Gazali, İbn-i Arabi İbn-i Haldun gibi büyük yazarlar, kitaplarına onu okuyan herkesten özür dinleyerek başlarmış, o kitabı yazmaya cüret ettikleri için Yaradan ‘dan ve onu okuyanlardan özür dilerlermiş, sanki bişey biliyormuş da yazmaya cüret etmişler gibi.. Nasıl ki onlar özür dilediyse ben de sizlerden özür dileyerek başlıyorum yazıma.

Covid 19 salgınıyla birlikte tüm dünyada eğitim yeniden sorgulanmaya başlandı ve bu sorgulamalar beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi, sürdürebilir bir eğitim sürecinde okulun dinamiklerinin yeniden tasarlanması, yeni normlarla birlikte okulların çocukların akşama kadar vakit geçirdiği medeni hapishaneler olmaktan çıkarılması daha özgür, daha esnek eğitim modellerin eğitim programına entegre edilmesiyle mümkün hale  gelecektir. Çünkü eski normalde okul saatleri en ince detaylarıyla planlanmış katı kurallarla şekillendirilmişti, bu durum öğrencilerin sıkılmalarına, katı bir disiplin içerisinde boğucu bir atmosferde havayı teneffüs etmelerine neden oluyordu.

Öğrencilerin;

Yoğun gereksiz bilgilerle dolu bir müfredatla karşı karşıya kalmaları,  test kitaplarının içinde kaybolmaları ve ölçme değerlendirme kriterlerinin okuduğunu anlama, matematik ve bilim okuryazarlığı ve temel becerilerine erişme düzeyini içeren bir yapısının olmaması ve sistemin ölçme değerlendirme verisiyle ilgilenmesi, öğrencinin alamadığı notla ilgilenmemesi eğitim sistemimizi içinden çıkılmaz bir duruma sürükledi.

Eşit eğitim fırsatı hem arzulanabilir hem de uygunalabilir bir amaç olmasına ragmen, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kırsal alanlarda eğitim alan çocuklar  Akdeniz Bölgesi’nde eğitim alan çocukların iki yıl gerisinden gelmektedir. PISA sonuçlarına göre ailenin sosyo ekonomik durumu başka bir deyişle ekonomik özsermayesi başarıyı etkiliyor. Bu bilgiler ışığında her çocuğun bir cevher olduğu ve velilerin biz eğitimcilere çocuklarının en değerli zamanlarını emanet ettiği gerçeğini göz önünde bulundurarak eğitimi dinamik hale getirmek için çabalarımızı yeniden gözden geçirmek, eğitimi sürdürülebilir formatta taçlandırmak gerekir.

Bir çocuğun ailesiyle, akranlarıyla vakit geçirmeye ihtiyacı vardır, oysa biz ebeveynler çocuklarımıza oyunlarının en keyifli anlarında ‘’Hemen dersinin başına otur’’ dedik, onların iç dünyasını, ihtiyaçlarını görmezden geldik, gençleri sanattan, spordan uzaklaştırdık, sanatsal ve spor faaliyetleri sınav dönemlerinde zaman kaybettiren, akademik başarıyı baltalayan aktiviteler olarak tanımladık.

Covid 19 salgınıyla yanlışlarımızı fark ettik, dersler aldık, uzaktan eğitimi deneyimledik ve eğitimde teknolojik entegrasyon ve dijital dönüşümün kolay uygulanabilir bir durum olduğunu ve kolaylaştırıcı yönünü gördük. Ve bu durum harmanlanmış, ters yüz sınıflar gibi farklı eğitim modellerinin uygulanmasında hazırbulunuşluk düzeyimizi yeterli hale getirdi.Dijital eşitliğin sağlanmasıyla okulda öğrenme ve uzaktan öğrenme zamanını dengeleyerek çocuklar ve gençler için ideal bir eğitim hayatısunacak ve  onların dönemlerinin ihtiyacı olan aktivitelere yeterli zaman ayırmalarına olanak tanıyacaktır.

Ayrıca

21. Yüzyıl hibrit insan modeli yetiştirmeyi hedeflemektedir, bu doğrultuda okul binalarını tekrar gözden geçirmeli, esnek yapılar tasarlamalıyız. Çocuklar ruhlarının bütünleştiği, doğayla iç içe, farklı oyunlar oynayabilecekleri, oyun dostu okullarda mutlu olurlar, mutlu çocuk, umutlu çocuk, demektir. Psikolojik olarak dengede çocuklar düzeylerinin gerektirdiği becerilere sahip olur.

Son olarak; müfredata baktığımızda sürdürelebilir bir eğitim kanıtlarına ulaşamıyoruz oysa müfredat; yaşlı gezegenimizde ideal bir yaşam stilini planlamalı ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarını temeline yerleştirmiş bir formda eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin karşısına çıkmalı, toplumu kucaklamalıdır.

Hepimiz biliyoruz ki 21.yy problemlerini bir önceki yüzyılın problem çözme yöntem ve teknikleri ile çözemeyiz.Yeni normal sürecine uyumlanmamız adına koşullarımızı eleştirmek yerine çözüm odaklı bir tavır sergilemeliyiz, okullar açılınca ortalığı derleyip toplayacak olan biz öğretmenleriz, o yüzden okullarımızın hatta biz  öğretmenlerin acil eylem planları olmalı, yeni normali anlatma, bilgilendirme ana maddelerden biri olmalı.  Çünkü  anlatmadan olmaz, öğrenciye, veliye, akrabaya, komşuya, esnafa, herkese…  İnsanlara anlatmalı, kendi içlerinde sorgulayıp en doğru cevapları almalarına ve sürece uyumlanmalarına destek olmalıyız. İşbirlikçi, uyumlu, tutarlı bir tavır sergilemeliyiz.

Eğer biz yeni normalde gereken tedbirleri, planlamaları yapmasak, planları eyleme geçirmesek; ekran başında robotlaşmış çocuklar, endişeli bir veli kitlesiyle baş başa kalır, ilerleyemeyiz. Değerli meslektaşlarım sizleri bu doğrultuda bilinçli farkındalık oluşturmak için harekete geçmeye, işbirliği yapmaya davet ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir