Bilim Nedir?

Bilimin doğasını anlayabilmek için öncelikle bilimin ne olduğu üzerine düşünmek gerekir. Russell bilimi, “Gözlem ve gözleme dayalı uslamlama yoluyla önce dünyaya ilişkin olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası” olarak tanımlarken, Albert Einstein ise “Bilim, her türlü düzenden yoksun duyu verileri (algılar) ile mantıksal olarak düzenli düşünme arasında uygunluk sağlama çabası” şeklinde açıklamıştır. Bunun yanı sıra pozitivist anlayışa göre, gözlem ve deney yoluyla doğruluğu gösterilen teoriler (kuramlar) bilimseldir. Popper, bir teorinin bilimsel olabilmesi için “yanlışlanabilir” olması gerektiğini söylemiştir.

Bilimin Doğası

Bilimsel bilgi, bilimsel süreç becerileri ve bilimin doğası, bilimi oluşturan 3 temeldir. Bilimsel bilgiler ise geçerliliği kanıtlanmış bilgilerdir ve olguları, kavramları, ilkeleri, doğa kanunlarını ve kuramları kapsamaktadır. Bilimsel süreç becerileri, bilimin ve bilimsel sürecin doğasını anlamayı, bilimsel araştırma metotlarını bilmeyi ve bilimsel dünya görüşüne sahip olmayı gerektirir (AAAS, 1989). Bilimin doğası ise, bilimin ne olduğu, nasıl işlediği, bilim insanlarının bilimsel araştırmalarını nasıl yapılandırdığını, bilimsel bilginin ortaya çıkışını, süreci etkileyen faktörleri anlamaktır.

Fen eğitimi açısından bilimin doğasının öğretiminde bilimsel bilginin değişebilirliği, bilimsel teori ve yasaların bilime katkısı ve aralarındaki farkın anlaşılması, bilimsel bilginin doğal çevrenin gözlemlerinden elde edildiği, bilimsel bilginin kısmen de olsa yaratıcılığın ve hayal gücünün ürünü olduğu, bilimsel bilginin sosyal ve kültürel değerlerden etkilendiği, onları da etkileyebildiği, bilimsel bilginin sübjektifliği dikkat edilmesi gereken hususlardır.

Bilim Okuryazarı Olmak

2013 yılında hazırlanan Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programının vizyonu; “Tüm öğrencileri bilim okuryazarı bireyler olarak yetiştirmek.” olarak tanımlanmıştır (MEB, 2013, s.1).

       Bilim okuryazarı olmak ise, bilimsel bilgiyi toplayıp istiflemek yerine, bilgiye ulaşma yollarını bilmeyi gerektirir. Ulaşılan bilginin kullanılması ve günlük hayata entegre edilmesini içerir. Bilim okuryazarı bireyler, bilgiye ulaşma yollarını bilir ve bu bilgileri işlevselliğine göre analiz ederek seçerler, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerini kullanarak, yaratıcı düşünebilirler. Bilimsel okuryazarlık için bilimin doğasını anlamak ön koşuldur.

      Bilimin doğası öğretiminde; doğrudan-yansıtıcı yaklaşım, dolaylı yaklaşım ve tarihsel yaklaşım olmak üzere üç ayrı modelleme bulunmaktadır.

     Doğrudan-yansıtıcı yaklaşımda bilimin doğası bilişsel bir öğrenme ürünü olarak kabul edilerek, doğrudan ve planlı şekilde öğretilir. Dolaylı yaklaşımda ise, öğrencilerin bilimle uğraşarak bilimin doğasını anlamaları beklenir. Tarihsel yaklaşımda, öğrencilerin bilimsel çalışmaları ve olayları, bilim insanlarının yaşantıları ve çalışmalarından hareketle kavramaları beklenir. Böylelikle bilimin doğası, bilimsel bilginin zaman içinde gelişimini anlamaya yönelik etkinlikler tasarlanarak kazandırılmaya çalışılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir